| 2
Temmuz 1918 Salı |
|
aha
giyinmeden direktris geldi, taleb ettiğim Almanca muallimesinin
geldiğini haber verdi. Muallimeyi salonda bekleterek giyindim.

Almanca muallimesi Paula Klemm fransızca olarak

- Efendim, bir muallime istemişsiniz, mükâleme için mi, yoksa
gramer mi okuyacaksınız...

- Evet istedim, dedim. Fakat ne okuyacağımı bilmem...

- Benim kitablarım vardır. Size gramer kitabı getirdim, oradan
okuruz.

- badmazel, dedim, ben senelerce mektebte gramer okudum, lektür
yaptım, resitasyon ezberledim; fakat Almanca'yı öğrenemedim. Şimdi
Almanca öğrenmek istiyorum.

- Öyle ise, efendim belki, biraz mükâleme ve dikte...
|
|
 |
|
- Pek güzel, fakat Almanca yazarım,
dikteye ihtiyacım yok. Mükâlemeye gelince, Almanca olarak dedim
ki, onu her gün her yerde bizzaruri yapmaktayım. Ancak bildiğim
kelimeleri tekrardan ibaret kalıyor. Maksadımı söyledim, Almanca
öğrenmek. Bunun için ne yapmak lazım geleceğini siz tayin ediniz.
Bana kalırsa, siz beni evvelâ imtihan edin, ondan sonra kararınızı
verirsiniz. Büroya geçtik... Görülüyor ki, kadıncağıza karşı pek
müşkülpesent bulundum ve işi talik edip, biraz düşünmek istedim.
Kendisine haber göndereceğimi beyan ederek mülakatı ikmâl ettik...
|
| |
|