|
rogram
mucibince saat 7'de Marksbrun önünde kadehimi içiyorum, kadehi yarıladıktan
sonra yudum yudum hem içiyor ve hem de Mühlbrun'a doğru yürüyorum.
Yağmur yağdığı için açık olana şemsiyemle başımı muhafaza ediyor,
paltomu ıslanmaktan vikaye edemiyorum. Muşammamı Şevki'ye vermiştim.
O da arkamdan geliyordu. Su bitti, hatvelerimi (adımlarımı) sıklaştırdım.
Hızlı hızlı adeta asker yürüyüşüyle yürüyordum. Herkesin bana baktığını
ve gülmekte olduğunu gördüm. Yürümeğe devam etmekle beraber etrafıma,
geriye bakmıyordum. Bir de ne göreyim. Benim Şevki hemen bir, iki
adım mesafayle bana ayak uydurmuş, yere kadar uzanan benim muşammam
içinde kendinden geçmiş, kollarım sallayarak beni takib ediyor.
Talimhane meydanında acemi efradın yürüyüş talimi esnasında tatbik
olunan şekillerinden biri. Ben de gülmeğe başladım. -Ne yapıyorsun?
-Hiç efendim, dedi. Zaten Mühlbrun'a gelmiştik....
|