|
meş'umdan sonra düşmanın nerelere kadar
gelebileceğinden, daha ne kadar kuvvet istediğimden bahsediliyordu.
Bu telâşta müşarünileyhin hakkı da yok değildi. Çünkü ben tatbik
ettiğim manevranın benim içinde bulunarak, görüp takdir ettiğim
esbâb-ı mucibesini izaha vakit bulamıyordum. Ve daha doğrusu hareketimin
esbâb-ı muhaffefe ve ilmiye ve fenniyeye müstenid olduğu kanaât-i
kamilesi beni, "Şunun için veya bunun için fırkayı çekiyorum..."
demeğe tenezzül ettirmiyordu. Sadece vaziyet şu kararı icab ettirdi
diyor ve aynı zamanda tatbik ediyordum. Düşmanın beş misli faik
kuvvet karşısında arkadaşım Mehmet Nuri Beyin fırkası katiyyen mağlup
olmadan ve bilakis pek şanlı muharebat yaparak, adeta bir manevra
meydanında talim ettiriyor gibi, 3 gün birinci ilk bulunduğu mevzide
muharebe ettirdikten sonra, Tarkos hattına ve oradan da bir gece
manevrasıyla daha geriye ikinci hatla çektim.

Düşman bizi mağlûb ettiğine kani' oldu, daha
|
|
 |
|