Anılar bölümün giriş sayfasına dönmek için tıklayın...

meş'umdan sonra düşmanın nerelere kadar gelebileceğinden, daha ne kadar kuvvet istediğimden bahsediliyordu. Bu telâşta müşarünileyhin hakkı da yok değildi. Çünkü ben tatbik ettiğim manevranın benim içinde bulunarak, görüp takdir ettiğim esbâb-ı mucibesini izaha vakit bulamıyordum. Ve daha doğrusu hareketimin esbâb-ı muhaffefe ve ilmiye ve fenniyeye müstenid olduğu kanaât-i kamilesi beni, "Şunun için veya bunun için fırkayı çekiyorum..." demeğe tenezzül ettirmiyordu. Sadece vaziyet şu kararı icab ettirdi diyor ve aynı zamanda tatbik ediyordum. Düşmanın beş misli faik kuvvet karşısında arkadaşım Mehmet Nuri Beyin fırkası katiyyen mağlup olmadan ve bilakis pek şanlı muharebat yaparak, adeta bir manevra meydanında talim ettiriyor gibi, 3 gün birinci ilk bulunduğu mevzide muharebe ettirdikten sonra, Tarkos hattına ve oradan da bir gece manevrasıyla daha geriye ikinci hatla çektim.

Düşman bizi mağlûb ettiğine kani' oldu, daha

ziyade takib etmedi. Karşımda dağınık üç grup halinde tertibat aldı. On gün sonra Bitilis cephesinde beraber olmak üzere burada icra ettiğim taarruzla düşmanı mağlup ve perişan ederek Muş'u zaptettim. Aynı gün Bitlis'i de zaptetmiştim.

Yemekten sonra oturduğumuz salon, dans salonunun ittisalinde idi. Gayet zarif, latif bir kaç genç kadın simokinli erkeklerle dans ediyorlardı, iki salon arasındaki büyük camlı kapı köşede işgal ettiğimiz fotöylerden bu tekerrür ve temadi eden Vonstep'leri seyre pek müsaitti.

- Ne güzel, dedim. Dansı çok sevdiğimden ve ataşemiliterlik zamanımda birinci valsörlerden addedildiğimden bahsettim.

Hanımefendi de kızlık hayatında çok dans ettiğinden ve dansı sevdiğinden bahsetti ve sonra ilave etti...

- Bu hayatın bizde teessüsü ne kadar müşkül...

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


  Özgün Tasarım ve Araştırma: Rasim TEMUR  
  İsim Hakkı ve Barındırma: Cenk KEYLAN - Bubitel Telekom

© 1999-2007 Ataturkiye.com