|
Dedim ki, ben her vakit söylerim, burada
da bu vesile ile arzedeyim benim elime büyük selâhiyet ve kudret
geçerse, ben hayat-ı ictimâiyemizde arzu edilen inkılâbı bir anda
bir "Coup" ile (darbe) tatbik edeceğimi zannederim. Zira ben, bazıları
gibi efkâr-ı avamı, efkâr-ulemâyı yavaş yavaş benim tasavvuratım
derecesinde tasavvur ve tefekkür etmeğe alıştırmak suretiyle bu
işin yapılacağını kabul etmiyor ve böyle harekete karşı ruhum isyan
ediyor. Neden, ben, bu kadar senelik tahsil-i âli gördükten, hayat-ı
medeniye ve ictimâiye-yi tetkik ve hürriyeti tezevvuk (zevk almak)
için sarf-ı hayat ve evkat ettikten sonra, avam mertebesine ineyim
. Onları kendi mertebeme çıkarayım, ben onlar gibi değil. Onlar
benim gibi olsunlar. Mamafih bu meselede şâyân-ı tetkik bazı noktalar
var. Bunları iyice takarrür (düşünüp taşınmadan) ettirmeden işe
başlamak hata olur.

Ben henüz mücerret (yalnız) bir adamım. Benimle, bir müteehhilin
(evli) bu babtaki tarz-ı muhâkemâtı arasında arasında fark olabilir.
|
|
 |
|
Fakat bu hususta tamamen bitaraf olmak
ve hisiyat-ı hasiteden tecerrüt etmek (arınmak) lâzımdır. Şimdi
şunu demek istiyoru, ahlâk, her zümre-i ictimâiyenin telakkisine
göre başka mana, başka renk başka maksat gösteriyor gibidir.

Mesela bizde iffet ve ismet pek büyük ve sıkı kuyûdaâta (kayıtlar)
tabidir. Bir Avrupalı bu kuyûdu tanımıyor. Onun bizim nazarımızda
tamamen ahlaksız, onlar nazarında biz tamamen vahşi.

Binâenaleyh iki felsefeden birini tercih etmek gerekiyor.
Hal-i asli tabiîye avdet (doğal duruma geri dönme) fakat daha süslü,
daha insanî erkek ve kadın tamamen hür ve müstakil madam-ül hayat
(hayat sürdükçe) hiç bir muayyen rabıtaya tâbi (ilişkiye bağlı)
olmayacak. Fakat idâme-i beşeriyet, temin-i refah-ı cemiyet, muhafaza-i
intizam-ı umumiyet için kanunlar, kaideler olacak bunlara riayet
edilecek.
|
|
|
|