|
tezlerinden farklı bir Atatürk milliyetçiliği
etrafında yoğunlaşmaktadırlar. Diğer kesimin önde gelen kalemleri
ise Türk milliyetçiliği- Atatürk milliyetçiliği gibi farklı kavramlardan
söz edilemeyeceğini, Atatürk'ün de gerek eserleri, gerekse de liderlik
vasıflarıyla en önde gelen Türk milliyetçilerinden biri olduğunu
belirtmektedirler.

Görünen o ki, Atatürk'ün milliyetçiliğe ait görüşleri hem
ülkücü hem de akılcıdır. Akılcılığı, "Bugün dünya milletleri
akraba olmuşlardır ve olmakla meşguldürler. Bir milletin varlık
ve saadeti, diğerleriyle bağlantılı hale gelmiştir. İnsanlık kavramı
yükselmiştir. Yüksek ideal yolcularının çoğalması gerekmektedir.
Ancak bu ideal birbirine yaklaşma idealidir. Milletimi esir etmeyi
düşünen bir millet bu arzusundan vazgeçinceye kadar düşmanımdır.
Mazlum milletler zalimleri bir gün mahvedecektir. İnsanları mutlu
edeceğim diye onları birbirine
|
| <<
Önceki Sayfa |
|
 |
|
boğazlatmak, gayri insani bir sistemdir.
Milletleri yükselten bir hassa vardır: İntikam hissi. Milletlerin
kalbinde intikam hissi olmalı. Hayatına, ikbaline refahına düşman
olanlar bulundukça onu affetmek elimizden gelmez. Düşmana merhamet
aciz ve zaaftır. Bu, insanlık göstermek değil, insanlık hassasının
yok olduğunu ilan etmektir" sözlerinde yatmaktadır. Ülkücülüğüyse,
idealizmiyse; "İnsanlığa yönelmiş fikir hareketi er geç muvaffak
olacaktır" anlayışında ve hedeflere varma azminde anlaşılmaktadır.

Dikkat edilirse Mustafa Kemal'in milliyetçilik anlayışında,
liderlik vasıfları arasında mantıksız düşmanlıklara yer yoktur.
Bir düşman ancak bize düşmanlık etmeye kararlı olduğu müddetçe düşmandır.
Yoksa devlet adamlığında, kan davası peşinde koşmak yoktur. Her
millet bir biriyle iyi yolda iletişim kurmaya çalışmalı ve en azılı
eski düşman bile bu yolda samimiyetini gösterdiği takdirde artık
|
|
Sonraki Sayfa >> |
|