|
geçerdi. Kendi sözlerine dönecek olursak:

"Bir ulus için, bir yurt için, gerçek kurtuluş, esenli yaşayış
ve tam başarı istiyorsak bunu hiçbir gün bir tek kişiden umup beklememeliyiz.
Herhangi bir kişinin başarısı demek ulusun bir parçası demektir.
Bir ulusun başarısı ise o ulusun bütün güçlerinin bir arada birikip
birleşmesiyle gerçekleşebilir. Eğer ilerde de böyle kazançlara ve
başarılara ulaşmak istiyorsak hep öyle davranalım, hep öyle yürüyelim.
Çünkü o istenilenler ancak böylelikle elde edilecektir.

Bütün insanlığın varlığını kendi kişiliğinde gören adamlar
mutsuzdurlar. Besbelli o adam birey niteliğiyle yok olacaktır. Herhangi
bir kişinin, yaşadıkça sevinçli ve mutlu olabilmesi için gereken
şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktı*.
Sağduyulu bir adam, ancak bu yolla davranabilir. Hayatta tam zevk
ve mutluluk ancak gelecek kuşakların şerefli varlığı,
|
| <<
Önceki Sayfa |
|
 |
|
mutluluğu için çalışmakta bulunabilir."

Bazı araştırmacılar, Atatürk'ün diğer memleketlerle "Yurtta
barış, dünyada barış" prensibine dayanan ilişkiler kurma politikası
ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında dillendirilen çeşitli hatalı yorumlar
nedeniyle, Atatürkçülüğün bir Dış Türkler sorununa sahip olmadığını
savlamaktadırlar. Oysa Atatürk'ün savunduğu milliyetçilik tezi Dış
Türkler 'Sorununu da dışlamaz. Karal, bu hususu, "Türk milliyetçiliği,
ulusal sınırlarımız dışında yaşayan Türklerle geçmişte aynı tarihe
ve bu tarihin meydana getirdiği kültüre ortaklık nedeniyle, onlarla
kültür yönünden ilgilidir. Memleketimizde büyük Batı memleketlerinin
kültür heyetleri vardır. Bunlar kendi kültürlerini tanıtmaya ve
yaymaya çalışmaktadırlar. Hal bu iken, memleketimiz dışında dilimizi
konuşan, halk edebiyatımıza sahip çıkan Türklerle ilişkimiz yok
desek bile, bir kültür ilişkisi vardır Ve var olmaya devam etmesi
de dolaydır." sözleriyle açıklar.
|
| Kaynak: Baran Dural, Atatürk'ün
Liderlik Sırları |
|